Tam da vakti gelmişken sizlerle Bakara suresinden birkaç ayeti hatırlatmak ve yorumlarımı paylaşmak istiyorum.
Dün eski AKP milletvekillerinden birinin Recep Tayyip Erdoğan'ın sahip olduğu yetkilerin Osmanlı padişahlarında dahi olmadığına dair bir konuşmasına denk geldim.
Doğrudur. Nitekim Osmanlı döneminde devlet İslami hukuka uygun ve şeref sahibi Sultanlar tarafından yönetiliyor idi.
Günümüzde ise bunca (bu kelimeyi defalarca işittiğiniz gibi yalnızca okuyup geçmeyin ve üzerine tefekkür ediniz lütfen) "yolsuz"luk eden kimselerce keyiflerine ve çıkarlarına hizmet edecek şekilde "düzenlenmiş kanunlar"ı dahi tanımadan idare ediliyor.
Bundan birkaç yıl evvel AKP yanlısı bir kadın ile ufak bir dialog geçti aramda. Kadıncağız senelerce müslüman ve sağcı kesimi hedef alarak, korkusuzca ve haince sarf edilen yalanlar ile büyük bir gaflet içinde "Atatürk gizli gizli çalıyordu, Erdoğan en azından açık açık çalıyor." gibi akıl almaz bir cümle kurdu. Bu rezalet senelerce devam eden dini istismar etme, istikrarla halka dayatılan esassız bilgilerin ve alçak manipülasyonun hazin sonucudur. Türk milletini karanlığa gömmekten memnun iken, tarafımdan edindikleri bilgi ve fikirler ile halkı aydınlatıyormuş algısı veren bu anlaşılması zor ve zalim kimselerin amblemlerinde kullandıkları ampül son derece manidar.
Abdullah Ahmet Akgül mealine göz atalım:
Bakara 165. Ayet:
"(Buna rağmen) İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını O'na eş ve ortak tutanlar (ve bazı kulları tanrı gibi kutsayanlar) vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi sevmektedirler. (Halbuki) İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri (herkesten ve her şeyden) daha kuvvetli ve şiddetlidir. (Başkalarına Allah'tan daha çok sevgi ve saygı göstermekle) O zulmedenler (insanları Allah'tan üstün gören ve İlahi kanunların uygulanmasını enhelleyen zalimler), azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi (ve düşünüp anlasalardı)...
Bakara 166. Ayet:
(Hesap gününde) Azabı (ve hakettikleri cezayı) gördüklerinde, (dünyada iken) kendilerine tâbi olunan (ama Hakka ve halkına hıyanette bulunan lider ve öncü) kimseler, maddi ve manevi va'adlere aldanarak) peşlerine takılan kimselerden uzaklaşıp kaçmaya (çalışacak) ve aralarındaku bütün bağlar ve tanışıklıklar yokmuş ve kopmuş gibi davranacaklardır.
Bakara 167. Ayet:
Bunun üzerine (böylesi zalim ve hain yöneticilere) uyanlar: "Keşke bir kere daha (dünyaya dönme) fırsatı verilseydi de, (orada bizi aldatıp,) şimdi bırakıp kaçtıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşıp (Hakk elçilere, adil ve asil davetçilere destek çıksaydık!)" diye (pişmanlık duyacaklardır). Böylece Allah onlara (zalim ve hain yöneticilere ve peşlerinden gidenlere; hayatları boyunca işledikleri bütün amellerini, (ibadet ve hizmetlerini) çok derin bir hasretlik ve pişmanlık olarak gösterecek (milyonlarca insanın ezilmesine ve sömürülmesine vesile oldukları için, yaptıkları hayır ve hasenatlarına rağmen cehenneme gireceklerdir) ve onlar artık ateşten çıkamayacaklardır.
"Türkler savaşmaya başlarsa şeytanı cehennemde esir alır." -Cengiz Han
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder