Küçük bir bilgi: Azerbeycan ile ile Ermenistan arasında geçen savaşta ben de, Allah SWT da yanınızdaydık.
Sizinle Mesnevi'den bir parça daha paylaşayım. Diliyorum ki, Tasavvufa bir nebze olsun ilginizi çekebilmişimdir. Nitekim öğrenecek çok şeyimiz var.
Bakınız, elçiler insanlık tarihi boyunca benzer zorluklar ile karşılaşmış, benzer mücadeleler vermiştir. Sizlerle yine Mesnevi'den bir pasaj paylaşmak istiyorum:
Mesnevi 4. Defter
"Benim canım senin canını tanıdı mı görüp geçirdikleri şeylerin aynı şeyler olduğunu hatırlarlar. Yeryüzünde Musa ve Harun kesilirler. Sütle bal gibi güzelce birbirlerine karışır, kaynaşırlar. Fakat azıcık tanır, bilir de inkâr ederse bu inkâr edişi de birliği örten bir perdeden ibarettir. Nice tanıyıp bilenler de sonra yüz çevirdiler. İşte o ay yüzlü, bu çeşit adamın şükretmeyişine kızdı ya! Bu yüzden kötü can, peygamberin canını tanımadı da tekmeledi ya!
Bunların hepsini okudun, bildin. Şimdi "lem yekün" suresini de oku da bu eski kâfirin inadını, ısrarını bil! Hazreti Ahmet'in sureti, bu aleme ziya salmadan önce onun vasıfları, her kafirin muskaaıydı. Böyle bir zat var, gelecek derlerdi. Yüzünün hayaliyle yürekleri çarpardı! Secde ederler, ey insanların rabbi, onu ne kadar mümkünse o kadar tez meydana çıkar diye yalvarırlardı. Hazreti Ahmet'in adı ile fetih dilerler. Düşmanları, bu yüzden baş aşağı gelirdi.
Nerede bir korkunç savaş olsa Hazreti Ahmet'in döne döne hücumu, onlara yardîm ederdi. Nerede müzmin bir hastalığa uğrasalar onu anarlar da bu suretle şifa bulurlardı. Sureti, gönüllerinde, kulaklarında, ağızlarında ve yollarındaydı. Fakat onun hakiki suretini her çakal hulabilor mi hiç? O suret, ancak onun fer'iydi, yani hayalden ibaretti. Onun sureti duvara aksettiyse duvarın gönlünden kan damlar.
Sureti, duvara öyle bir kutlu gelir ki duvar, derhal iki yüzlülükten kurtulur. Temiz ve pak kişilerin temizliğine nispetle o iki yüzlülük duvara ayıptır doğrusu. Fakat nihayet onu görünce bütün bu ululamayı, yüceltmeyi, bütün bu sevgiyi âdeta yel aldı, götürdü. Sahte akçe ateşi görünce hemen karardı. Hiç sahte, kalbe yol bulabilir mi ki? Sahte, ayar taşına arzusunu söyler durum, kendisine uyarılan bu suretle şüphelere salar.
Adam olmayan, onun hilesine kapılır gider. Zaten bu şüphe her bayağı kişide baş gösterir! Der ki: Eğer bu ayarı bütün akçe olmasa, sınama taşını ister mi? O mihenk ister ama sahteliğini meydana çıkaracak mihenk değil! Sahtenin vasfînį gizleyen, açığa vurmayan mihenk, ne mihenktir, ne bilgi nuru! Yüzün ayıbını, her kaltabanın hatırı için gizleyip göstermeyen ayna.
Ayna değildir münafıktır. Kudretin yeterse böyle ayna arama sen!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder