31 Mayıs 2020 Pazar

Bir Anı - II

İzmir'de geçirdiğim günlerde konakladığım bir hostel var.

Ah... Yunus...
Ne kadar da... tamam.
Burdayım.
Hatırla.

Hostelin sahibi arkadaşım.
Üniversitedeki son senemi burada geçirdim.
Konuklarla muhabbet etmeyi hep sevdim.
Bir gezer tayfa ile denk geliyoruz.
Hoşbeş ediyor, tanışıyoruz.
Kızlardan biri Yunan.
Levent Üzümcü'nün bir oyununu anımsıyorum.

Düşünsenize bir yaz günü, Datça'dayım.
Sahilde rakı balık keyfi yapmak vardı şimdi.

Başım dumanlı, üstüne çok düşünmüyorum, kızcağızın koluna yaslıyorum kolumu.
"Bak!" diyorum. "Ten rengimiz ne kadar benzer. Aile gibiyiz!"

Bu size ırkçılık gibi mi geliyor?

Bu kız bir zenci olsaydı yine tatlı, fakat farklı bir muhabbet geçecekti aramızda.
Zenci yazmam size ırkçılık gibi mi geliyor?

Evet.
Saçma sapan şeyler yaşıyoruz.

Saçma sapan!



Bul Beni

Yüreğime davet etsem asla geri çevirmeyecek olan o yüce, o hakiki dosttan bahset bana.
"Bul beni."
Öyle ki ruhum coşup kalem tuttuğunda ellerim,
Yorgun gözlerini en seçkin renklerin dansı diriltsin,
Güzel zihnini en hoş anılar aydınlatsın.
O güzel başını göğsüme gömesin.
Gözyaşların tenime değer de içine akmaz o vakit.
Hakikatte, her sabah sıhhatli ve dirlikte olmanı dilerim.

26 Mayıs 2020 Salı

Nazenin

Göğsümde bir boşluk hissediyorum zaman zaman.
Söz gelimi değil, cismen hissediyorum o eksikliği.

Bir güldüm ben.
Bir güldüm ben ve dikenlerimi dahi sakınırdım insanlardan.
Beyaz yalanlarım vardı, renklendirerek gerçekleştirdiğim.
Çocukluğumdan beri öyle olagelmişti.
Bir yalancı değildim ben, bir çalgıcıydım.
Bir yazardım ben ve bir mühendis.
Korkak değildim ben, ürkek gülüşlerim vardı.

Aşk ya bu.
Cömert ya toprak.
Kim bilir, yine açarım hayatımın baharında.
Nazenin yürekleri kanatır dikenlerim.
Gözyaşlarım olur şifa.

KISA KISA - I

O beni rahat ettirir ve gülümsetir.
Ben de tarih okurum.

24 Mayıs 2020 Pazar

HİKAYE

Bir prenses varmış, bir çocuk ile göz göze geldiklerinde onu rüyasında görmüş.
Ne kadar da kaba saba bir prens bu demiş kendine.
Bu çocuk prensesin yazdıkları ile dağların tepelerine kadar tırmanmış, ama kalbini nefret ve hırs bürüdüğü için tepede prensesle karşılaşmış.
Çünkü bu prenses seneler sonra bu adamı gördüğünde gönül gözü açılmış.
Keko Prens ona kalbiyle bağlanan prensese haksızlık ettiğini görünce af dilemek yerine kadınları aşağılamaya devam etmiş.
Aldatmak güzel değildir demiş, çünkü yüreğinin ta derinlerinde şunu biliyormuş:
Bu dünyada kendini aldatmayacak olan yalnızca bu prenses varmış.
Çünkü prensesin aşkı gerçekmiş.

Prenses demiş ki:
Artık seni okuyabiliyorum.
Kalbini dinlemediğin sürece kaybeden olmaya devam edeceksin.
Ben bir intikam uğruna, nefret ile yolumu kirletecek değilim.
Bu vatan benim vatanım.
Bu dünya, her ferdi gibi benim dünyam.
Ben bir yalanı yaşamayı reddediyorum.
Yüreğini sevdiğin iyileştirsin.

Bay.

23 Mayıs 2020 Cumartesi

YALAN DEĞİL

Anladığım kadarı ile sadece duymanız istenilenleri duyuyorsunuz.
Uyanıyorum, ve kendime geldikçe fark ediyorum ki:
Tüm bu süreç boyunca bu adam tarafından zulmedilmişim.
Beni dinlediği ve izlediği bariz olan bu adam bana cehennemi kendisinin yaşatacağına ikna olmuş nefret dolu dürtüler ile hayatıma son derece çirkin şekillerde nüfus etti.

Zarafetten ve incelikten uzak şarkıları, her güzel sözün arkasından gelen detaylarda gizli nefret söylemleri hakikaten de bahsettiği gibi bir yalan ve ilüzyondan ibaret olan rüyanın etkisindeki bu zavallı adam Allah, Kadın, Atatürk derken kutsal saydığım ve bu vatanda kutsal sayılan değerleri ayaklar altına almıştır.

Yalan olmayan ise aşkım.
Ve melekler şarkılarımı söylüyor.
Hamd olsun.

17 Mayıs 2020 Pazar

Hindu muyum Türk mü?

Derken bir ormanda buluyorum kendimi.
Canım ateş böcekleri!
Nazik bir Brahman'ın izini sürerken görkemli bir kuleye varıyorum.
Sıcak şamdan ışıkları eşliğinde ipekler serili merdivenleri tırmanıyorum.
Ayaklarım özgür ve hafif.
Beni bekledikleri aşikar.
Ne hoş tesadüf, en tepede sen varsın, gözlerin pırıl pırıl, yıldızlar da öyle.
Ve ay.
Bir kadıncağızın tenime sardığı elbise beni gıdıklıyor, hem kıvrımlarında periler gizli.
Sessizce merdivenlere yöneliyorum.
Hayır, bu sen değildin, yalnızca bir yansıma.
Senin ellerini biliyorum.

8 Mayıs 2020 Cuma

ARMAĞAN

İyi yürekli ve cömert Rumi, Şems'e selamımı ilet.
Biricik yarime kalbe misk kokusunun nasıl olup da sürüleceğini sual ettim.
Derken değerli satırların zuhur buldu ömrümde:


"Sana gönül nuru gibi bir ayna getirmeyi layık gördüm."


Seninle bir anımı paylaşmama izin ver:
İzcilik dersindeyim.
Öğretmenimiz en sevdiğimiz hayvanı soruyor, masasının üzerinde perdeli bir düzenek var.
"Ceylan" diye cevap veriyorum.
"Gel gör, ancak sırrını sınıf arkadaşlarınla paylaşma" diye yanıt veriyor.
Yanına varıyorum, perdeyi kaldırıyor...
Ne hoş armağan muhabbetimiz.

1 Mayıs 2020 Cuma

MEKTUP IV

Anahtar kelimelerin izinde macera dolu bir hikaye başlıyor bizim için.
Bedenimizi oluşturan her bir zerre evrenle tanış ve barış içinde.
De ki: "Benim kadınım. Biz ona merhametli davrandık.
Şimdi Kaf Dağı'na kanatlanmakta."
Ve derim ki: "Beni aşkın diriltti çöl aşığım ve vaha maşuğum."
Bir çöl kadınına yaraşır sabırla bekleyebilmek isterdim seni.
Oysa neşene nazar ettim ve sabır edana mahcup oldu buruk yüreğim.
Bu halde bacaklarımda yanıklar, hayallerimde Calinus'un merhemine bulanmış ellerin.
Oysa dudakların başımı döndürüyor.
Aşk eyle kanı asil, yüreği cevherim.