Ah... Yunus...
Ne kadar da... tamam.
Burdayım.
Hatırla.
Hostelin sahibi arkadaşım.
Üniversitedeki son senemi burada geçirdim.
Konuklarla muhabbet etmeyi hep sevdim.
Bir gezer tayfa ile denk geliyoruz.
Hoşbeş ediyor, tanışıyoruz.
Kızlardan biri Yunan.
Levent Üzümcü'nün bir oyununu anımsıyorum.
Üniversitedeki son senemi burada geçirdim.
Konuklarla muhabbet etmeyi hep sevdim.
Bir gezer tayfa ile denk geliyoruz.
Hoşbeş ediyor, tanışıyoruz.
Kızlardan biri Yunan.
Levent Üzümcü'nün bir oyununu anımsıyorum.
Düşünsenize bir yaz günü, Datça'dayım.
Sahilde rakı balık keyfi yapmak vardı şimdi.
Sahilde rakı balık keyfi yapmak vardı şimdi.
Başım dumanlı, üstüne çok düşünmüyorum, kızcağızın koluna yaslıyorum kolumu.
"Bak!" diyorum. "Ten rengimiz ne kadar benzer. Aile gibiyiz!"
"Bak!" diyorum. "Ten rengimiz ne kadar benzer. Aile gibiyiz!"
Bu size ırkçılık gibi mi geliyor?
Bu kız bir zenci olsaydı yine tatlı, fakat farklı bir muhabbet geçecekti aramızda.
Zenci yazmam size ırkçılık gibi mi geliyor?
Evet.
Saçma sapan şeyler yaşıyoruz.
Saçma sapan!
Saçma sapan şeyler yaşıyoruz.
Saçma sapan!