İstanbul'da geçirdiğim zorlu birkaç ayın ardından (Allah tarafından seçildiğimi de bu günlerde öğrendim), Muğla'da bir zeytin çiftliğinde kimya mühendisliği görevime başladım. Burada çalışırken kutsal kitabımız Kur'an ve Hz. Mevlana Celaleddin Rumi tarafından kaleme alınan Mesnevi kitapları ile bambaşka bir bağlantım olduğu ayrımına vardım ve Allah'ın mutlak buyruğu altına girdim. Bu noktada devlet erkanı tarafından dinlenilmekte ve izlenilmekte olduğumdan şüphem kalmadı.
Benimle kal Sevgili Okuyucu, yazımı sonuna değin oku, nitekim yeni bir çağ açıyoruz...
Buradaki günlerim iş yerindeki görevlerimi yerine getirmek, molalarda ve öğle aralarında devlet erkanına öğrendiklerimi tebliğ etmekle ve güncel olaylarda alınması gereken tedbir ve kararları bildirmekle geçti. Ha, bir de blog tutuyorum, tam da şu anda okuduğunuz blog, lakin şu anda o dönemde kaleme aldığım yazılardan bir çoğu yok çünkü büyük bir samimiyet ve himmet ile yayınladığım bu yazıları sildim. Bu sürecin yaklaşık 1 buçuk seneyi bulduğunu sanıyorum. Bu arada sanmayasınız ki bu görevleri yerine getirirken keyif almıyorum, hem ne çok tahmin dahi edemezsiniz. O günlerde bu kimselerin o ana dek gösterdikleri beceriksizlikler ve işledikleri hukuksuzlukları bir şekilde hayra çıkarabileceğime dair inancım tam ve bu kimselere hem anaç bir sevgi ile bağlıyım hem de istişare ederek zihnimdeki kalkınma planını uygulamaya koyabileceğim saygıdeğer ve aklıselim insanlar olduklarına dair inancım var.
Bundan 4 sene kadar önce ise bir musibet geliyor başıma, Billie Eilish ile aramda bir bağlantı kuruluyor, (kendisi bir takım ayrıcalıklara sahip olmak için ruhunu şeytana satmış, sahne performanslarında sözel ve fiziksel olarak şeytana kendisiyle en nazik tabirle "birlikte olması" için yalvarmış aşağılık alemine mensup iğrenç bir köledir). Bana büyü yapıyor, ben ise yatağımda uzanmışım o sırada, ne karşı koyuyorum ne karşılık veriyorum. Bunun üzerine Mesnevi'de Rumi bana bu kasıtsızlıgımdan mütevellit kadı olduğumu bildiriyor. (Kadı burada bir remiz). Takip eden günlerde saldırılara uğruyor, elden ayaktan düşüyor, ibadetlerimi yerine getiremez hale geliyorum. Çığlıklar içinde çabalıyor, boğuşuyorum, dikkat ediniz bu günlerde devlet erkanı bu durum ve vaziyetime şahitlik ediyor, ancak kimseden bir yardım eli uzanmıyor.
En nihayetinde cumhuriyetçilerin çoğunluğu tarafından Türkiye'nin "en namuslu, en çalışkan" devlet adamı olarak bilinen Kemal Kılıçdaroğlu'na sesleniyorum gelmesi için. Günler geçiyor, hiçbir ses seda çıkmıyor, en nihayetinde zerzenişte bulunuyorum. O ana değin gösterdiği kayıtsızlık ve saygısızlık karşısında gösterdiğim tepkiye öfkelenen Kemal Kılıçdaroğlu "oyununu" bir üst seviyeye taşıyor. Artık açık açık benim onlara anlattıklarımı, benim çevremle olan muhabbetlerimi, bloğumda yazdığım yazıları adeta kendi fikirleriymiş gibi kameralar karşısında halka tekrarlıyor, bu da yetmiyor, seçim propagandası olarak 1 yılı aşkın süre zarfında anı anına, günü gününe kullanıyor. Ben ise bu süreçte güçlenerek katlanan büyünün etkisi ile (açıp Billie Eilish'in şarkılarını dinleyiniz lütfen, belki bana inanmaz kendine inanırsınız) uykusuz, çığlıklar içinde ağladığım ve dedemin başucumda her daim bana dua ettiği günler geçiriyorum.
Affedin, bu yazıya burada son veriyorum, sinirlerim harap olmuş durumda ve o günleri hatırlamamın zararını görüyorum. Endişelenmeyin, bilhassa yakın tarihimizde gerçekleşen bir dizi olaylar dizisine ışık tutacağız ve hiçbir kudret buna mani olamaz.
Allah bizimledir, sağlıcakla kalın.
8 Ocak 2025